<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eren Kumcuoğlu &#187; Farklılaşma</title>
	<atom:link href="http://www.erenkumcuoglu.com/kategori/farklilasma/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erenkumcuoglu.com</link>
	<description>Pazarlama 2.0</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 Jul 2011 10:20:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Yayıncılık vs. dijital yayıncılık / Değişime direnç</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/04/04/yayincilik-vs-dijital-yayincilik-degisime-direnc.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/04/04/yayincilik-vs-dijital-yayincilik-degisime-direnc.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2011 06:07:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Interaktif pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=921</guid>
		<description><![CDATA[Dijital yayıncılığın gelişmesiyle birlikte geleneksel yayıncılığın adaptasyon sorunları ve vizyonsuzluğuna değindiğim yazının üzerine tesadüfen bu Cumartesi günü bir köşe yazısına denk geldim. Konu Tablet PC&#8217;ler olunca yayıncı tarafında enteresan bir direnç ortaya çıkıyor. Basılı kitap okuma hissinin eşsiz bir deneyim olduğu duygusal faktörler arasında yer alırken, rasyonel sebepler pek dişe dokunur düzeyde değil. Zira dijital [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erenkumcuoglu.com/2011/01/20/yayincilik-vs-dijital-yayincilik-vizyon-sorunlari.html">Dijital yayıncılığın gelişmesiyle birlikte geleneksel yayıncılığın adaptasyon sorunları ve vizyonsuzluğuna</a> değindiğim yazının üzerine tesadüfen bu Cumartesi günü bir köşe yazısına denk geldim.</p>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="http://1.bp.blogspot.com/-4Rs7nY2h3sM/TZle97GaIjI/AAAAAAAAAB4/NddUQojV9CU/s1600/2011-04-02%2B11.08.33.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"><img border="0" height="300" width="400" src="http://1.bp.blogspot.com/-4Rs7nY2h3sM/TZle97GaIjI/AAAAAAAAAB4/NddUQojV9CU/s400/2011-04-02%2B11.08.33.jpg" /></a></div>
<p>Konu Tablet PC&#8217;ler olunca yayıncı tarafında <strong>enteresan bir direnç</strong> ortaya çıkıyor.<br />
Basılı kitap okuma hissinin eşsiz bir deneyim olduğu duygusal faktörler arasında yer alırken, rasyonel sebepler pek dişe dokunur düzeyde değil.</p>
<p>Zira <strong>dijital yayıncılık görsel anlamda zengin, yalnız içerik değil arayüz, tasarım ve kurgu uzmanlığı da gerektiriyor. Ayrıca doğa dostu, ekonomik, hızlı, paylaşılabilir ve içerik yönetimi yapılabilir.</strong><br />
Üstelik, biraz daha zihin açmak gerekirse iletişim ve pazarlama anlamında da <strong>hem yayıncı hem reklamveren için inanılmaz fırsatları </strong>barındırıyor&#8230;</p>
<p>Bu perspektiften bakınca, geleneksel yayıncılığın bu değişime direnç göstermesini anlamlandırmak çok da zor olmuyor değil mi? <img src='http://www.erenkumcuoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/04/04/yayincilik-vs-dijital-yayincilik-degisime-direnc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Standart ünvan sahibi ile &#8220;havalı&#8221; ünvan sahibi arasındaki fark</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/03/08/standart-unvan-sahibi-ile-havali-unvan-sahibi-arasindaki-fark.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/03/08/standart-unvan-sahibi-ile-havali-unvan-sahibi-arasindaki-fark.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2011 11:20:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=908</guid>
		<description><![CDATA[Geçen sene Seoul&#8217;de, dünyanın her yerinden &#8220;marketing executive&#8221;lerin toplandığı bir workshop&#8217;a katıldım. Birbirimizle best practice&#8217;lerimizi paylaştığımız bir oturum sırasında Türkiye&#8217;de yaptığımız bir çalışmadan da bahsettik. Sohbeti Amerikalı ve İngilizlerle birlikte gerçekleştirirken hiç beklemediğim bir tepkiyle karşılaştım. Kendi yaptıkları işleri anlatırlarken, bizim geçen sene basit bir fikirle geliştirdiğimiz bir sistemi anlatmak istedim. Daha &#8220;Google API ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen sene Seoul&#8217;de, dünyanın her yerinden &#8220;marketing executive&#8221;lerin toplandığı bir workshop&#8217;a katıldım.<br />
Birbirimizle best practice&#8217;lerimizi paylaştığımız bir oturum sırasında Türkiye&#8217;de yaptığımız bir çalışmadan da bahsettik.</p>
<p>Sohbeti Amerikalı ve İngilizlerle birlikte gerçekleştirirken hiç beklemediğim bir tepkiyle karşılaştım.<br />
Kendi yaptıkları işleri anlatırlarken, bizim geçen sene basit bir fikirle geliştirdiğimiz bir sistemi anlatmak istedim.<br />
Daha <strong>&#8220;<a href="http://code.google.com/intl/tr-TR/apis/maps/index.html">Google API</a> ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Census">Census</a> datasını birleştirerek&#8230;&#8221; </strong>şeklinde cümleye başlamışken gözler büyüdü, &#8220;wow&#8221; sesleri yükseldi.<br />
O an ne kadar şaşırdığımı tarif edemeyeceğim.</p>
<p>Şaşırmamın sebebi, <strong>benzer cümleleri bizde &#8220;Social Digital Marketer&#8221;, &#8220;Innovator&#8221;, &#8220;Marketing Trendsetter&#8221; gibi havalı ünvanlarla gezinen insanlara sıraladığımda bir anlam ifade etmediğini görmem</strong> değildi.<br />
Şaşırmamın sebebi, <strong>bu insanların mütevaziliği</strong> değildi.<br />
Hayır, şaşırmamın sebebi, <strong>pazarlamanın ana vatanından gelen bu insanları heyecanlandıracak bir proje anlatıyor olmam</strong> da değildi.</p>
<p>Şaşırmamın esas sebebi, <strong>anlatmak istediğim konunun bütününü 2 kilit kelimeyle anlamaları ve komplekssizce dinlemeleri</strong>ydi. </p>
<p>Bu adamlar kendilerini havalı ünvanlara adamayıp işlerinde parlarken, bizim topraklarda ünvan köşe kapmacası oynanıyor.<br />
Üstelik, iş etiği ve niteliği klasmanlarında onların yolunun daha ancak çeyreğini gitmişken. Aradaki fark ortada. Yolumuz ise uzun&#8230;</p>
<p>Ha, bu arada, bu adamlar neyi şıp diye anladılar?<br />
Google API&#8217;la Census datasını kombine ederek ne yapmayı hedefliyorduk?<br />
Bu ikisiyle ne üretebileceğinizi hayal edemiyorsanız, havalı ünvanlar peşinde hiç koşmayın <img src='http://www.erenkumcuoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Eğer bir süredir iş hayatının içinde olup da bu konuda bir fikriniz oluştuysa, doğru yoldasınız demektir&#8230; <img src='http://www.erenkumcuoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/03/08/standart-unvan-sahibi-ile-havali-unvan-sahibi-arasindaki-fark.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yayıncılık vs. dijital yayıncılık / Vizyon sorunları</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/01/20/yayincilik-vs-dijital-yayincilik-vizyon-sorunlari.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/01/20/yayincilik-vs-dijital-yayincilik-vizyon-sorunlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Jan 2011 10:08:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Interaktif pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=900</guid>
		<description><![CDATA[2010 yılının ortasında bir dergi, Tablet PC&#8217;ler hakkındaki görüşlerimi yansıtmak amacıyla bir röportaj talebinde bulunmuştu. Tek cümle öne çıkarmak istesem bu, &#8220;Tablet ürünlerin anlamlı fiyat düzeylerine gelmeden kısa vadede bir fark yaratmayacağını, fakat alım gücü seviyesine gelir gelmez tüketicinin bu teknolojiye hemen adapte olacağını düşünüyorum&#8221; olurdu. Piyasadaki çeşitliliğin artmasıyla ve bir sürü Android&#8216;li cihazın çıkmasıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2010 yılının ortasında bir dergi, Tablet PC&#8217;ler hakkındaki görüşlerimi yansıtmak amacıyla bir röportaj talebinde bulunmuştu.<br />
Tek cümle öne çıkarmak istesem bu, <strong>&#8220;Tablet ürünlerin anlamlı fiyat düzeylerine gelmeden kısa vadede bir fark yaratmayacağını, fakat alım gücü seviyesine gelir gelmez tüketicinin bu teknolojiye hemen adapte olacağını düşünüyorum&#8221;</strong> olurdu.</p>
<p>Piyasadaki çeşitliliğin artmasıyla ve bir sürü <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Android_%28operating_system%29">Android</a>&#8216;li cihazın çıkmasıyla birlikte, iyi bir Tablet PC&#8217;nin fiyatı, 2011 Ocak itibariyle 1500 TL seviyelerine gelmiş durumda.<br />
<strong>Bu gelişmeyi görüp vizyonunu buna göre belirleyen bazı şirketlerin, bazı yayınlarının dijital versiyonlarından elde ettikleri gelirin, fiziksel versiyonlarının gelirini geçtiğini söylesem inanır mıydınız?</strong></p>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="http://4.bp.blogspot.com/__vVz4hs_eLc/TTgJPwJ6TcI/AAAAAAAAABY/SAQfF6q5ri8/s1600/YouTube%2B-%2BSamsung%2BGalaxy%2BTab%2BOfficial%2BCommercial_1295517509595.png" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"><img border="0" height="213" width="400" src="http://4.bp.blogspot.com/__vVz4hs_eLc/TTgJPwJ6TcI/AAAAAAAAABY/SAQfF6q5ri8/s400/YouTube%2B-%2BSamsung%2BGalaxy%2BTab%2BOfficial%2BCommercial_1295517509595.png" /></a></div>
<p>Dün canlı deneme fırsatı bulduğum bir başka dijital dergi ise, yayın yönetmenliğinin ve art direktörlüğün gün geçtikçe daha farklı bir boyuta koştuğunu gözler önüne seriyor gibiydi.<br />
<strong>Artık yayınların hazırlanmasında sayfa düzeni ve kolaj gibi geleneksel metotların değil, kullanıcı deneyimi, arayüz geliştirme ve hatta mikro ödeme sistemlerinin konuşulduğu bir döneme girdik.</strong></p>
<p><strong>Yayınlar içerisine video ya da kullanıcı deneyimine izin veren interaktif reklamların alınması, diğer okuyucular arasında etkileşime izin vermesi, farklı kanallara yönlendirmesi (örn. ürün üzerine tıklandığında web sitesine yönlendirmesi) ve mikro ödeme sistemleriyle ürünlerin hızlıca satın alınabilmesi, dijital yayıncılık için henüz yalnızca emekleme adımları&#8230;</strong></p>
<p>Bu yayıncılık anlayışı henüz bir avuç insan tarafından benimsenmiş haldeyken, büyük yayın gruplarının bu konuya yalnızca <strong>&#8220;fiziksel derginin pdf versiyonu&#8221; </strong>olarak bakması -ki benim tabirimle <strong>&#8220;gömme dergicilik&#8221;</strong> yapmaları, pazarın hızlıca gelişmesine ve hizmet fiyatlarının düşmesine engel teşkil ettiği gibi, küçük yayıncılar için ise ciddi bir fırsat.</p>
<p><strong>Sağlam içeriği bulunan, güncel içeriği interaktif ve deneyimsel bir şekilde sunabilen vizyon sahibi küçük girişimler, doğru hamlelerle ve sürekli inovasyonla dijital çağın büyük yayıncıları haline gelebilirler.</strong></p>
<p>Dergiler hala ellerindeki muazzam içeriğe rağmen <strong>&#8220;reklam gelirlerimiz çok azaldı, dergicilik öldü&#8221;</strong> diye söylenedursunlar, geliştiricilik vizyonuna sahip olan dijital yayıncılar hızla büyüyerek bir pazar yaratacak ve reklam/içerik satışı gelirlerinde ciddi pay sahibi olacaklar.</p>
<p>En güzel yanı da, buna erişmek için milyon dolarlarca yatırım yerine yalnızca yaratıcılığa ve teknik kabiliyete ihtiyaç var.<br />
<strong>&#8220;Yayıncılık öldü, web bizi bitirdi&#8221; diyen tüm dergicilere şöyle söylüyoruz; yayıncılığın o kadar genç ki, dişleri dijital çağla birlikte yeni çıkmaya başladı.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2011/01/20/yayincilik-vs-dijital-yayincilik-vizyon-sorunlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web girişimlerini(n) kilit(leyen) soru(su); &#8220;Gelir modeli nedir?&#8221;</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/11/29/web-girisimlerinin-kilitleyen-sorusu-gelir-modeli-nedir.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/11/29/web-girisimlerinin-kilitleyen-sorusu-gelir-modeli-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 08:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Interaktif pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[Girişimcilikle ilgili en sık duyduğum, konunun uzmanlarından tutun da ortalama bilgiye sahip olan insanlar tarafından, girişimini anlatmaya başlayan kişilere karşı sıklıkla yöneltilen bir soru var; &#8220;gelir modeliniz ne?&#8221; Uzmanlar bir işe başlarken gelir modelinin hemen kağıt üzerinde, ilk adım atılmadan oluşturulması konusunda girişimcilere tavsiyeler veriyorlar. Topluluk buluşmalarında hedef kitleden, işletmenin piyasada yaratacağı farktan, Unique Selling [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Girişimcilikle ilgili en sık duyduğum, konunun uzmanlarından tutun da ortalama bilgiye sahip olan insanlar tarafından, girişimini anlatmaya başlayan kişilere karşı sıklıkla yöneltilen bir soru var;<strong> &#8220;gelir modeliniz ne?&#8221;</strong></p>
<p>Uzmanlar bir işe başlarken gelir modelinin hemen kağıt üzerinde, ilk adım atılmadan oluşturulması konusunda girişimcilere tavsiyeler veriyorlar. Topluluk buluşmalarında hedef kitleden, işletmenin piyasada yaratacağı farktan, Unique Selling Proposition&#8217;ından (USP) ya da operasyon kısmının nasıl yürütüleceğinden de önce, henüz üniversite çağına gelmemiş arkadaşların dahi sorduğu sorunun <strong>&#8220;gelir modeli nedir?&#8221;</strong> olduğu gözlemlenebiliyor.</p>
<p>Kolay ve hızlı bir şekilde para kazanma isteğinden ötürü mü, yoksa gerçekten &#8220;hayatta kalma&#8221; güdüsünden dolayı mı bu fikirlere kapılınıyor, girişimci olmadığım için bilemiyorum. Fakat çeşitli fikirlere sahip olan ve yakın gelecekte olmasa da kariyer hedeflerimi gerçekleştirdikten sonra kendi işini kurma hedefi olan bir birey olarak bazı düşüncelere sahibim;</p>
<p><strong>Google</strong>, bir garajda start-up iken gelir modeli düşünülmemişti.<br />
<strong>Facebook</strong>&#8216;un gelir modeli yoktu, şimdi milyarlarca dolarlık bir şirket.<br />
<strong>FriendFeed</strong>&#8216;in de gelir modeli yoktu (hala yok!), Facebook tarafından satın alındı.<br />
<strong>Twitter</strong>&#8216;ın da gelir modeli yeni yeni (promoted hashtag&#8217;ler vb. araçlarla) oluşmaya başladı.<br />
<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Shawn_Fanning" target="_blank">Shawn Fanning</a>, Napster&#8217;ı yazarken <a href="http://www.forbes.com/2003/05/28/0528mennchat_print.html" target="_blank">dünya müzik endüstrisini tepetaklak edeceğini</a> bilmiyordu&#8230;</p>
<h3>Demek istediğim&#8230;</h3>
<p><strong>İyi ve büyük fikirlerin çoğunun gelir modeli düşünülerek oluşturulduğuna inanmıyorum.</strong><br />
<strong>Kısa yoldan köşeyi dönmeye odaklanmak yerine, insanların hayatlarına anlam katacak projeler geliştirmeyi düstur edinmeli.</strong><br />
Çok hızlı şekilde bir şey (reklam, ürün, hizmet vb.) satmaya çalışıp kazanmak gibi kısa vadeli hedefler yerine, <strong>insanların kullanmaktan keyif aldığı ve konforuna alıştıktan sonra kolay vazgeçemeyeceği araçlar-hizmetler geliştirip bu beraberlikten kazanmak için yeterli sabıra sahip değil miyiz?</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/11/29/web-girisimlerinin-kilitleyen-sorusu-gelir-modeli-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lokasyon bazlı hizmetlerle öne çıkmak</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/09/17/lokasyon-bazli-hizmetlerle-one-cikmak.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/09/17/lokasyon-bazli-hizmetlerle-one-cikmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2010 12:37:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Interaktif pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=853</guid>
		<description><![CDATA[Lokasyon bazlı hizmetler, yani Foursquare ve Facebook Places gibi uygulamalar son zamanlarda yükselen trend. Foursquare uzun bir süredir yayında olmasına rağmen early adopter&#8217;ların hegamonyasından çıkarak yeni popülerlik kazandı ve Facebook Places ise henüz Türkiye&#8217;ye gelmeden ciddi bir farkındalık yarattı. Türkiye&#8217;ye gelmesiyle birlikte Smartphone kullanıcısı olan Facebook aboneleri de otomatik olarak lokasyon bazlı hizmet kullanıcıları arasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lokasyon bazlı hizmetler, yani <a href="http://foursquare.com/">Foursquare</a> ve <a href="http://www.facebook.com/places/">Facebook Places</a> gibi uygulamalar son zamanlarda yükselen trend. Foursquare uzun bir süredir yayında olmasına rağmen <strong>early adopter&#8217;ların hegamonyasından çıkarak</strong> yeni popülerlik kazandı ve Facebook Places ise henüz Türkiye&#8217;ye gelmeden ciddi bir farkındalık yarattı.<br />
Türkiye&#8217;ye gelmesiyle birlikte <strong>Smartphone kullanıcısı olan Facebook aboneleri de otomatik olarak lokasyon bazlı hizmet kullanıcıları arasına girecekler ve bu hizmetlerde daha önce olmadığı kadar ciddi bir pazar oluşacak.</strong></p>
<p>Büyük markaların bu yeniliği keşfetme süreleri, harekete geçerek bir şeyler yapmaları, ya da pazarlama iletişimi bütçeleri dahilinde mecra olarak değerlendirerek ağırlık vermeleri gibi uzun karar süreçleri, küçük işletmelerin (özellikle hizmetle ilgili olanların) büyükler arasında öne çıkabilmeleri için harika bir fırsat!</p>
<p><strong>Küçük işletmelerin her zaman büyük işletmelerin veremeyeceği niteliklerde hizmetler verebileceğini düşünüyorum. Hem duygusal ilişki kurmak anlamında, hem de kişiye özel hizmet anlamında. Büyük organizasyonların hantallıklarını avantaj haline getirip, lokasyon bazlı hizmetlerde de farklı uygulama konseptleri geliştirebilen küçük işletmeler, kendilerine bağlayabilecekleri yeni sadık müşteriler bulmakta zorlanmayacaklardır.</strong></p>
<p>Eğer bu tip işletmelerden birine sahip ya da hizmet veriyorsanız, başlayacağınız en kolay yer Google Maps üzerinde şirketinizin konumunu belirgin biçimde etiketlemek. Sonra, Google Maps ve farklı lokasyon bazlı hizmetleri inceledikçe üzerinde çalışabileceğiniz çeşit çeşit farklı uygulama, gerilla fikir ya da kampanya metotları keşfedebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/09/17/lokasyon-bazli-hizmetlerle-one-cikmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyalleşiyoruz da, iyi mi ediyoruz? &#8211; Lokasyon bazlı hizmetler</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/08/23/lokasyon-bazli-hizmetler-ve-guvenlik.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/08/23/lokasyon-bazli-hizmetler-ve-guvenlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 08:44:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=855</guid>
		<description><![CDATA[IM&#8217;inizde kaç kişi ekli? Twitter&#8217;da kaç tane takipçiniz var? Flickr üzerinde kaç tane fotoğrafınız bulunuyor? Friendfeed&#8217;de kendinizle ilgili ne kadar şey paylaşıyorsunuz? Facebook&#8217;taki arkadaşlarınızdan kaçını gerçekten tanıyorsunuz? LinkedIn&#8217;de her arkadaşınız olduğunu iddia eden kişiyi ekliyor musunuz? Foursquare&#8217;de bir bağımlı gibi her gittiğiniz yeri an be an check-in yapıyor musunuz? Eskiden, yani IRC kullandığımız dönemde herkes [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>IM&#8217;inizde kaç kişi ekli?<br />
Twitter&#8217;da kaç tane takipçiniz var?<br />
Flickr üzerinde kaç tane fotoğrafınız bulunuyor?<br />
Friendfeed&#8217;de kendinizle ilgili ne kadar şey paylaşıyorsunuz?<br />
Facebook&#8217;taki arkadaşlarınızdan kaçını gerçekten tanıyorsunuz?<br />
LinkedIn&#8217;de her arkadaşınız olduğunu iddia eden kişiyi ekliyor musunuz?<br />
Foursquare&#8217;de bir bağımlı gibi her gittiğiniz yeri an be an check-in yapıyor musunuz?</p>
<p>Eskiden, yani IRC kullandığımız dönemde herkes nickname&#8217;lerle gezinir, gerçek kimliğini deşifre etmemeye özen gösterirdi. Web 2.0 ve sosyal ağlar (çeşitli alt sebeplerle birlikte) bu olguyu tersine çevirdi.</p>
<p><strong>Evet, kendi hayatımızı ortaya sererek daha fazla sosyalleşiyor ya da sosyalleştiğimizi düşünüyoruz.</strong> Bu esnada teknolojik gelişmeler bize kullanmamız ve daha fazla paylaşmamız için de hediyeler veriyor. Bunların son örneği lokasyon bazlı hizmetler. </p>
<p>Lokasyon bazlı hizmetler yakın arkadaşlarımızla paylaşımımızı artırmak ve spontane buluşmalar için harika hizmetler. Pazarlama iletişimi boyutunda getireceği yenilikler ise heyecan verici. <strong>Ancak, bu hizmetlerin kapsamı arttıkça güvenliğin ve gizlilik özelliklerinin daha önce hiç olmadığı kadar fazla önem kazanacağını düşünüyorum.</strong></p>
<p>Bu tip aşırı paylaşımların getireceği sakıncalara karşı farkındalık sağlamak amacıyla kurulmuş <a href="http://pleaserobme.com/">Please Rob Me</a> sitesini incelemenizi tavsiye ederim.</p>
<p><strong>İngiltere&#8217;de sigorta şirketlerinin Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlarda düzenli olarak lokasyon bilgisini paylaşan müşterilerinin risk unsurlarının artıyor olmasından ötürü prim ödemelerinde %10 artış düşündüğünün de altını çizmeliyiz.</strong> <a href="http://www.telegraph.co.uk/finance/personalfinance/insurance/7269543/Using-Facebook-or-Twitter-could-raise-your-insurance-premiums-by-10pc.html">Haberi bu linkten okuyabilirsiniz.</a> Bu önlem, aslında durumun hafifsenmeyecek bir önem arz ettiğinin de bir belirtisi.</p>
<p><strong>Lokasyon bazlı hizmetlerin riski yalnızca ev soygunu için geçerli diyemeyiz. </strong>Size sinirlenen biri tarafından darp edilmek, sık gittiğiniz bir yerde gasp edilmek, sizi takip eden birinin tacizine uğramanız gibi bir çok farklı suç için de risk unsuru oluşturuyor.</p>
<p><strong>Sorgulamadan Facebook üzerinde arkadaş eklemek, fazla kişisel bilgi paylaşmak, lokasyon bazlı hizmetleri her an kullanmak Web 2.0&#8242;ın anonimiteye getirdiği son gibi, aşırı kişisel bilgi paylaşımına da bir son getirebilir mi?</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/08/23/lokasyon-bazli-hizmetler-ve-guvenlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğuştan Kör</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/06/16/dogustan-kor.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/06/16/dogustan-kor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 07:34:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=826</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir kısa hikaye, duygusal iletişimin gücünü bir daha anımsattı. Anlatayım&#8230; Brooklyn Köprüsü&#8217;nde bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde &#8220;doğuştan kör&#8221; yazılıymış. Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bunu görmüş. Tabelayı almış, arkasına birşeyler yazmış ve olduğu yere tekrar bırakmış. Ne olduysa olmuş&#8230; Gelip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir kısa hikaye, duygusal iletişimin gücünü bir daha anımsattı. Anlatayım&#8230;</p>
<p>Brooklyn Köprüsü&#8217;nde bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde <strong>&#8220;doğuştan kör&#8221;</strong> yazılıymış.</p>
<p>Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. <strong>Bir reklamcı bunu görmüş. Tabelayı almış, arkasına birşeyler yazmış ve olduğu yere tekrar bırakmış.</strong></p>
<p>Ne olduysa olmuş&#8230; Gelip geçen ve bu tabeladaki <strong>yeni yazıyı okuyan herkes başlamış dilencinin önündeki şapkaya sürekli para atmaya&#8230;</strong></p>
<p>Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasını kısa süre içerisinde ağzına kadar doldurup taşırmaya;</p>
<p><strong>&#8220;Güzel bir bahar günü&#8230; Ama ben ne yazık ki baharı göremiyorum&#8230;&#8221;</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>İnsanların bam teline dokunacak, onları kalbinden vuracak doneleri keşfetmek zordur.<br />
Bir iletişimci, bu keşfi bir kere yaptığında ise ünvanı <strong>&#8220;sihirbaz&#8221;</strong> oluverir.<br />
Oysa olay çoğu zaman kelimelerdeki sihirde değil, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Learned_helplessness">öğrenilmiş çaresizliğimizin</a> esaretinden kurtulup, bir çocuğun gülmesi, temiz havayı solumak, dalgaların sesini dinlemek gibi hayatın basit güzelliğine kucak açmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/06/16/dogustan-kor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tersine performans</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/06/01/tersine-performans.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/06/01/tersine-performans.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 09:56:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri Deneyimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[Bazı mesleklerde başarı/performans kriteri, müşteriyi uzun süre elinizde tutmak değil, onlardan en çabuk şekilde, varsa sorunlarını da çözerek kurtulmaktır. Örnek mi? Tamir ve bakım işiyle uğraşan servisler, Call Center&#8217;lar, emlakçılar&#8230; Geçmişte diyetisyen bir hanımla, özel bir etkinlik için bir araya gelmiştik. Toplantı konularımız bittikten sonra kendisiyle hafif bir sosyal sohbet yapar, işine dair övgü dolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı mesleklerde başarı/performans kriteri, müşteriyi uzun süre elinizde tutmak değil, onlardan en çabuk şekilde, varsa sorunlarını da çözerek kurtulmaktır.</strong></p>
<p>Örnek mi? Tamir ve bakım işiyle uğraşan servisler, Call Center&#8217;lar, emlakçılar&#8230;</p>
<p>Geçmişte diyetisyen bir hanımla, özel bir etkinlik için bir araya gelmiştik. Toplantı konularımız bittikten sonra kendisiyle hafif bir sosyal sohbet yapar, işine dair övgü dolu detaylardan bahsederken unutamayacağım bir şey söyledi;</p>
<p><strong>-Benim hastalarım beni çok sever, başka diyetisyen&#8217;e gitmezler. 9-10 yıllık bir sürü hastam var&#8230;</strong></p>
<p>9-10 yıl&#8230; Bir sürü hasta&#8230; Düzenli rahatsızlık&#8230; Devam eden bir zayıflama-formu koruma süreci&#8230;</p>
<p>Kendisini tebrik ederken içimden <strong>gerçekten de ne kadar başarılı olduğunu</strong> söyleyip gülüyordum <img src='http://www.erenkumcuoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/06/01/tersine-performans.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web&#8217;de olumsuz içeriğin önüne geçmek</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/01/21/webde-olumsuz-icerigin-onune-gecmek.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/01/21/webde-olumsuz-icerigin-onune-gecmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 08:53:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Interaktif pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri Deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama İletişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=714</guid>
		<description><![CDATA[Blog yazanlara tavsiye başlıklı yazıma Barış Mert Gezer çok güzel bir yorum yaptı. Onun yorumunun üzerine verdiğim cevabı da ayrı bir yazı olarak yayınlamaya karar verdim. Yorum şöyle başlıyordu; &#8220;Belkide işin gereği şirketler açısından düşünüyorsun. Uğradıkları haksızlıkları görüyorsan buna bir tepki de olabilir seninki. Fakat genelde haksızlığa uğrayan tüketici olmuştur. Hem de çok uzun zamandan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erenkumcuoglu.com/2010/01/11/sosyal-medya-101-blog-yazanlara-tavsiye.html">Blog yazanlara tavsiye</a> başlıklı yazıma Barış Mert Gezer çok güzel bir yorum yaptı.</p>
<p>Onun yorumunun üzerine verdiğim cevabı da ayrı bir yazı olarak yayınlamaya karar verdim. Yorum şöyle başlıyordu;</p>
<p><em><strong>&#8220;Belkide işin gereği şirketler açısından düşünüyorsun. Uğradıkları haksızlıkları görüyorsan buna bir tepki de olabilir seninki. Fakat genelde haksızlığa uğrayan tüketici olmuştur. Hem de çok uzun zamandan beri.&#8221;</strong></em></p>
<p>Haklı.<br />
Ancak, <strong>doğruyu bulabilmek için açık fikirli olmak ve bir çok perspektiften bakmak gerekir.</strong><br />
Unutmamalı ki ben, her şeyden önce bir tüketiciyim.<br />
Her gün bir sürü yanlışla karşılaşıyorum, hem de mesleki deformasyondan ötürü, ortalama tüketicilerin görmediği detayları görerek&#8230;<br />
Haksızlığa uğrayan tüketicileri tenzih ediyorum, benim eleştirim, çağrı merkezi&#8217;ni dahi aramadan ya da bir yetkiliyle görüşmeden <strong>&#8220;lanet olsun senin gibi markaya&#8221;</strong> ile başlanması.</p>
<p>Barış&#8217;ın yorumu şu şekilde devam ediyor;<br />
<strong><em>&#8220;Diyaloğa geçtiğinde de çoğu firmanın sorunu çözmek için harcayacağı çaba kısıtlı. Örneğin kartını iptal ettirmek için neden bir bankayı 15 dakika boyunca telefonda ikna etmeye çalışıyorsun? Bu düpedüz saygısızlık ve telefonda bunu rahatça yapabiliyorlar. Oysa burada, herkesin gözü önünde olmak, firmaları da kendilerine çeki düzen vermeye zorlayacaktır.&#8221;</em></strong></p>
<p>Tüketicinin, bu iletişim devrinde markalarla istedikleri mecradan iletişime geçebilecekleri tezini savunuyorum.<br />
Ancak, <strong>bu çabaların yalnızca &#8220;diyalog kurmak&#8221; adına gerçekleştirilenlerini doğru buluyorum.</strong><br />
Gözlemlediğim girişimlerin çoğunun niteliği iletişime geçmek değil, dikkat çekmek ya da negatif intiba oluşturmak oluyor.<br />
Zira, <strong>diyalog kurmak ve sorun çözmek yerine</strong>, <strong>kavga-gürültü çıkartıp sorunun çözülmesini izlemek</strong> daha kolaylarına geliyor.<br />
Bu da bana, blog yazarlarının ya da microblogger&#8217;ların aslında niteliklerinin o kadar da yüksek olmadığını gösteriyor.<br />
Markalara ders verip, olmamış deyip kafa sallamadan önce kendi davranışlarını gözden geçirmeleri şart diye düşünüyorum. Hak iddia ettikleri saygı ve ilgiyi ancak bu davranış normlarını ve kendi etiklerini belirledikten sonra elde edebilecekler.</p>
<h3>Markalar iyiyle kötüyü nasıl ayırt edecek?</h3>
<p>Bu durumda markalara yeni bir yapılanma işi düşüyor.</p>
<p>Çok basit gözüken bir metodoloji önereceğim&#8230;<br />
Markalar, <strong>müşterinin kendisine ulaşmak için sarf ettiği eforu</strong> ölçümleyip, <strong>yaşadığı olumsuz tecrübeyi belirli metriklerle derecelendirebilir </strong>ve buna <strong>uygun aksiyon alabilirlerse</strong> ciddi çözümlere ulaşabilirler.</p>
<p>Markanın tüketicilerle temasta olduğu iletişim kanalları baz alınarak oluşturulmuş özgün bir model yardımıyla <strong>Key Performance Indicators listesi belirlenir.</strong><br />
KPI değerleri <strong>belirlenen kriterlerin üzerinde</strong> <strong>yer alırsa tüketici ile temasa geçilir</strong> ve iletişim sorununun nereden kaynaklandığına dair bilgi elde edilmeye, gerekli görülürse de <strong>süreçlerde iyileştirmeye</strong> gidilir.<br />
<strong>Negatif bir içerikle karşılaşıldığında yapılacak ölçümlemelerle, bu KPI değerlerinin altında kalan kişilere karşı da aksiyon alınır.</strong></p>
<p><strong>Yalnızca online itibarınızı korumak adına değil, gelecekteki muhtemel krizlerden korunmak, gereksiz iş yüklerinden kurtulmak ve müşteri deneyimini artırmak</strong> adına böyle bir metodun uygulanabileceğine inanıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2010/01/21/webde-olumsuz-icerigin-onune-gecmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çarpım tablosunu nasıl öğrendim?</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/10/21/carpim-tablosunu-nasil-ogrendim.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/10/21/carpim-tablosunu-nasil-ogrendim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 09:04:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/?p=532</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bu blogda, ne alaka?&#8221; diye sorabilirsiniz. Bu sefer biraz eğlenceli olsun istedim&#8230; İlkokul&#8217;da nasıl bir öğrenci olduğumu değerlendirebilecek kadar hatırlamıyorum kendimi. Ben arada kalmış bir nesilde yaşadım çocukluğumu. Gündüz sokakta ve Beşiktaş&#8217;taki evimizin bahçesinde oyun oynarken, akşam evimde Nintendo&#8217;lar ve PC&#8217;lerle oynardım&#8230; Sabah arkadaşlarla oyun, akşam kaldığım bölümü geçme derdinde geçen bir okul sürecinde genellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Bu blogda, ne alaka?&#8221;</strong> diye sorabilirsiniz. Bu sefer biraz eğlenceli olsun istedim&#8230;</p>
<p>İlkokul&#8217;da nasıl bir öğrenci olduğumu değerlendirebilecek kadar hatırlamıyorum kendimi.<br />
Ben arada kalmış bir nesilde yaşadım çocukluğumu. Gündüz sokakta ve Beşiktaş&#8217;taki evimizin bahçesinde oyun oynarken, akşam evimde Nintendo&#8217;lar ve PC&#8217;lerle oynardım&#8230;</p>
<p>Sabah arkadaşlarla oyun, akşam kaldığım bölümü geçme derdinde geçen bir okul sürecinde genellikle derslerimde geri kalıyordum. <strong>En büyük sıkıntım çarpım tablosundaydı </strong> <img src='http://www.erenkumcuoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir türlü ezberleyemiyorum, ailem de baktı olacak gibi değil, farklı bir metot uygulamaya başladılar.<br />
<strong>Günlük sohbet içerisinde, ya da ben bir şey anlatırken aniden sözümü bölüp &#8220;6&#215;4 ?&#8221; şeklinde, çarpım tablosu elemanları içerisinden ani sorular sormaya başladılar.</strong></p>
<p>Yemekte, yolda, sohbette, oyunda&#8230; Sürpriz şekilde, sürekli soruyorlar.<br />
Bir süre sonra fark ettim ki, verdiğim cevaplar doğru, cevap vermek de <strong>refleks</strong> olmuş&#8230;</p>
<p>Bazen bazı şeyleri öğrenmenin en iyi yolu, <strong>&#8220;herkesin yaptığı gibi&#8221; </strong>olmayabilir.<br />
<strong>Çözümlere dışarıdan bakabilmek zordur ama, bir anlık görüş berraklığı, yolun ilerisini görmemize yeter.</strong></p>
<p>Sizin böyle sıra dışı öğrenme örnekleriniz var mı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/10/21/carpim-tablosunu-nasil-ogrendim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

