<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eren Kumcuoğlu &#187; kişilerarası iletişim</title>
	<atom:link href="http://www.erenkumcuoglu.com/etiket/kisilerarasi-iletisim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erenkumcuoglu.com</link>
	<description>Pazarlama iletişimi 2.0</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Aug 2010 08:44:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Şirketler için (İK temelli) itibar yönetimi 2.0</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/08/13/sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/08/13/sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 13:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[PR]]></category>
		<category><![CDATA[Web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20/2009/08/</guid>
		<description><![CDATA[Profesyonel kimliği web&#8217;de öne çıkarmanın sakıncalarından ve zaman içerisinde kişisel marka&#8217;ya nasıl zarar verebileceğinden bahsetmiştik.Bu sefer de profesyonel kimliği web&#8217;de ön plana çıkarmanın şirkete nasıl zarar verdiğinden bahsedelim. 

İçinde bulunduğumuz ve Sosyal Medya kullanımının early majority seviyesine girmeye başladığı bugünlerde, gazetelerin İK eklerinde blog yazmanın kariyer basamağını daha kolay ve erken tırmanmak için bir yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.erenkumcuoglu.com/2009/03/profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya-onde.html">Profesyonel kimliği web&#8217;de öne çıkarmanın sakıncaları</a>ndan ve zaman içerisinde kişisel marka&#8217;ya nasıl zarar verebileceğinden bahsetmiştik.<br />Bu sefer de <strong>profesyonel kimliği web&#8217;de ön plana çıkarmanın şirkete nasıl zarar verdiğinden</strong> bahsedelim. </p>
</p>
<p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369444135463881906" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 142px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/SoQY_h-hDLI/AAAAAAAABQA/a2mzgOO7ndw/s400/diffusionofinnovation.png" border="0" /><br />İçinde bulunduğumuz ve Sosyal Medya kullanımının early majority seviyesine girmeye başladığı bugünlerde, gazetelerin<strong> İK eklerinde blog yazmanın kariyer basamağını daha kolay ve erken tırmanmak için bir yol </strong>olduğunun altı çiziliyor.<br />Bu da yeni mezunların değil ama, hali hazırda bir şirkette çalışan insanların kendilerini bir şekilde gösterme çabası haline gelebiliyor.</p>
<p>Bu çabalar marka için, kişinin mizacına göre, olumlu da olumsuz da sonuç verebilir.<br />Benim <strong>gördüğüm örnekler ise ağırlıklı olarak olumsuz </strong>yönde.</p>
<p><strong><span style="font-size:130%;">İtibar Yönetimi 2.0</span></strong><br />Siz ya da bağlı olduğunuz kurumunuz halen sosyal medya içerisinde yer almıyor olabilirsiniz. Yine de bu, tehdit altında olmadığınızın göstergesi değildir.</p>
<p>Eğer sosyal medya içerisinde <strong>profesyonel kimliğini her fırsatta öne çıkaran ve paylaşımlarını bu eksende yapan bir çalışanınız varsa, kendisinin sosyal medya içerisindeki olumsuz tutumları şirketinize orta ve uzun vadede negatif algı yaratabilir</strong> (olumlu tavır için de vice-versa).</p>
<p><strong><span style="font-size:130%;">Hangi davranışlar?</span></strong>
<ul>
<li>Şirket içerisindeki pozisyonunu öne çıkaran kişilerin yanlış kelime seçimleri, </li>
<li>Bu kimlik içerisinde insanlarla tartışmalara girmeleri, </li>
<li>Karşılıklı saygı kurallarını hiçe saymaları, </li>
<li>Argo konuşmaları, </li>
<li>Toplum genelinde kabul görmeyen ya da hoş karşılanmayan tutumlar sergilemeleri </li>
</ul>
<p>eninde sonunda şirkete zarar verecektir.</p>
<p><strong>Şirketler personellerine, kendilerini dışarıda nasıl temsil etmeleri gerektiğini tembihliyorlarsa</strong>, profesyonel kimliğini web&#8217;de öne çıkaran kimselere de aynı modeli uygulamaları itibar yönetimi açısından önemlidir.</p>
<p><strong><span style="font-size:130%;"><a href="http://4.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/SoQYzexwhKI/AAAAAAAABP4/cHYIDaxk5eo/s1600-h/11497321_02.jpeg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369443928446633122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 219px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/SoQYzexwhKI/AAAAAAAABP4/cHYIDaxk5eo/s400/11497321_02.jpeg" border="0" /></a>Sınırları kim belirleyecek?</span></strong><br />İK departmanı işe giriş esnasında önümüze, <strong>sosyal medya kurallarını okuyup anladığımızı, kurallara uyacağımızı, uymadığımızda iş akdimizin feshedileceğini taahhüt ettiğimizi</strong> içeren bir form daha mı koyacak?<br />Yoksa kurumsal iletişim departmanı, gazetecilerle gerçekleştirdikleri yuvarlak masa toplantılarını ve etkinliklerini bırakıp bize <strong>sosyal medya adabı konusunda eğitimler </strong>mi verecek?<br />Bugün içinde bulunduğumuz şirket yapıları itibariyle bu soruların cevaplarını vermek güç. Henüz sosyal medya farkındalığı çok az olan kitlelerin bu konuyla ilgili organizasyon içerisindeki yapılarını değiştirmeyi beklemek ütopik olur.</p>
<p>Bu topraklar halen bakir sayılır. Dolayısıyla <strong>kendi sınırınızı kendiniz çizeceksiniz.</strong> Önce kendiniz, sonra şirketiniz için.</p>
<p><span style="font-size:130%;"><strong>Çalışanlarımız sosyal medya içerisinde, ne yapmalı?</strong></span><br /><a href="http://www.mienotes.com/">Tuğçe Esener</a>, geçtiğimiz günlerde <a href="http://www.mienotes.com/2009/07/sirket-personeli-icin-sosyal-medya-kullanim-kurallari/">Şirket personeli için Sosyal Medya kullanım kuralları</a> adlı bir yazının çevirisini yaparak paylaşmıştı. Okumanızı öneriyorum.<br />Yazının içinde şirketinizi, etkileşimli mecralarda kendi çalışanlarınızdan koruyacak bir çok madde görebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.makeyougohmm.com/20040831/981/">Henüz emsallerine Türkiye&#8217;de rastlamadık</a>, ancak blog yazmanın ve sosyal medya içerisinde bulunmanın bir <strong>farklılaşma mecrası </strong>haline geldiği bugünlerin hemen ardından şirketlerde de, ufak çapta bile olsa, çalışanlardan kaynaklı sosyal medya krizleri ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Şimdiden önleminizi alıp sınırlarınızı belirlemek, ya da (her zaman yaptığımız gibi) <strong>&#8220;günü gelince bakarız&#8221;</strong> demek de sizin elinizde. </p>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/08/13/sirketler-icin-ik-temelli-itibar-yonetimi-20.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ünlüler için Sosyal Medya Cangılı</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/07/29/unluler-icin-sosyal-medya-cangili.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/07/29/unluler-icin-sosyal-medya-cangili.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 08:22:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/unluler-icin-sosyal-medya-cangili/2009/07/</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Toygarcan, kanına kim girdi bilmiyorum; belki cin fikirli menajerin, belki komşunun üniversite’ye giden fazla zeki çocuğu, belki bir hayranın ya da belki de hiçbiri değil, içgüdüsel bir şekilde kendi tercihin… Netice itibariyle, “sosyal medya” denen cangıla girmiş bulunuyorsun…
Sosyal Medya’yı neden cangıl diye nitelendirdiğimi bilmek ister misin? Anlatayım.
Bu “balta girmemiş” rafine ortamdan kafanı içeriye uzattığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Toygarcan, kanına kim girdi bilmiyorum; belki cin fikirli menajerin, belki komşunun üniversite’ye giden fazla zeki çocuğu, belki bir hayranın ya da belki de hiçbiri değil, içgüdüsel bir şekilde kendi tercihin… Netice itibariyle, <strong>“sosyal medya”</strong> denen cangıla girmiş bulunuyorsun…</p>
<p><strong>Sosyal Medya’yı neden cangıl diye nitelendirdiğimi bilmek ister misin?</strong> Anlatayım.</p>
<p>Bu <strong>“balta girmemiş”</strong> rafine ortamdan kafanı içeriye uzattığın anda ilk önce sesler duymaya başlarsın.</p>
<p>Sen daha bilgisayarının başında güleryüzle, yaşamının içinden kareleri, senin gibi fakat ünlü olmayan insanlarla paylaşmanın heyecanını yaşarken bir anda kavga, gürültü, kıyamet kopabilir.</p>
<p>Örneğin, sabah yaptığın kahvaltı sofrasının fotoğrafını paylaştığın başlığın altında</p>
<p><strong>“Bize nispet mi yapıyorsun?”,</p>
<p>“Ünlüler geldi ortam bozuldu”,</p>
<p>“Burası eskiden böyle değildi”,</p>
<p>“Zıkkımın pekini yiyin”</strong> gibi konu dışı ve anlamsız serzenişlere rastlayabilir, bir yandan zaten yeni kullanmaya başladığın web 2.0 araçlarının özelliklerini çözmeye çalışırken, bir yandan da tartışmanın neden çıktığını anlamaya uğraşırken bulabilirsin kendini.</p>
<p><strong>Hayatına dair bir kaç kısa paylaşımdan sonra bir bakmışsın, koskoca sosyal medya aleminde konu yokmuş gibi, gündem maddesi sen olmuşsun…</strong></p>
<p>Bunları okuduysan, korkmuşsundur. Sana bunların neden olduğunu anlatayım da, korkma.</p>
<p>Sana <strong>bütün bu olumsuz tepkileri gösteren insanların halet-i ruhiye’leri</strong> hakkında ipuçları vereyim biraz. Böylece sen de onları anlayıp, empati kurabilir, seni küçük düşürmek için yaptıkları ancak kendilerini küçük düşürdükleri anlamsız oyunları anlayabilirsin…</p>
<p>Bu arkadaşlar <strong>Internet’i ve sosyal medya araçlarını, babalarının kendilerine bir mirasıymış gibi gören, kendi hükümranlıklarının sınırları içinde yaşamak isteyen, hem dışarıya atacağı adımdan, hem de içeriye girecek, popüler olabilecek başkalarından çekinen</strong> kimseler…</p>
<p>Hayatlarının hiç bir döneminde <strong>popülariteyi yakalayamamış, blog yazarlıkları ya da daha farklı meziyetleriyle bir şekilde popüler olmuş ve şimdi bunun için savaş veren</strong>, popülerliklerini korumaya çalışan insanların arasına, geleneksel medyada ünlü olmuş, binlerce hayranı bulunan, kanlı canlı birisi giriyor ve onların uğraş vererek kazandığı bütün ilgiyi bir anda, kendi odağında toparlıyor.</p>
<p>Pufff! Büyü bozuluyor…</p>
<p><strong>CV’lerine fotokopi makinesi ve fax gibi basit ofis malzemelerini dahi kullandıklarını yazan </strong>bu kişiler sen ortaya çıkınca bir anda panikliyorlar ve popülaritelerini korumak için uluorta çirkin atıflarda bulunuyor, ufuklarının sınırları olmayan mizah anlayışlarıyla (!) akılları sıra seninle dalga geçiyorlar.</p>
<p>Kimisi seninle iletişim kurmak isteyen insanları aşağılayıp, onları bir kara listeye alıyor, kimisi söylediğin amatörce bir sözü alıp abartarak çeşitli şekillere sokarak alay ediyor, kimisi defolup gitmen adına haykırıyor, kimisi de senden öylesine nefret etmiş ki, hakaret ediyor…</p>
<p>Biraz genelleme yaptım belki ama, nasılsa onlar da seni hiç dinlemeden, bir şans vermeden sana yaptılar. Durumu eşitledik sayılır.</p>
<p><strong><span style="font-size:130%;">Şimdi senin kazanman için yapman gerekenlere gelelim;</span></strong></p>
<p>Bahsi geçen insanlar, senin etrafındakiler ve hatta sen dahi unutmuş olabilirsin ama, profesyonel/ünlü kimliğinden önce, bir insansın.</p>
<p><strong>Sen sen ol, üslubunu ve moralini bozmadan, içinden geleni dilediğin gibi paylaş.</strong> Bu tip sataşmalara kulaklarını tıka ama, sana insana yakışır biçimde, olumlu ya da olumsuz geri dönüş yapanlara mutlaka istedikleri cevapları ver.</p>
<p>Herkese karşı güleryüzlü ol, saçma sapan tavırlara bile hoşgörüyle yaklaş, çünkü <strong>onların sebepleri olduğunu artık biliyorsun.</strong></p>
<p>Bunların hepsi kulağına küpe olsun Toygarcan. Eğer bu cangılda hoşgörülü ve samimi davranamayacak, kurallarına uygun oynayamayacaksan hiç adımını atma. Cangıla aşina <strong>“eskiler”</strong> tarafından yutulmaktansa olduğun yerde kalman daha iyi olur…</p>
<p><strong>Aramızda iletişim kurabilmeyi öğrendiğimiz gün, kazanma-kaybetme oyunları oynamadan seni de aramızda görmek isteriz.</strong></p>
<p>Sosyal kal…</p>
<p><span style="font-size:85%;">Not: Bu yazı </span><a href="http://www.pazarlamablogu.com/unluler-icin-sosyal-medya-cangili/"><span style="font-size:85%;">16 Temmuz 2009 tarihinde Cengiz Çatalkaya&#8217;nın blogunda</span></a><span style="font-size:85%;"> yayınlanmıştır.</span>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/07/29/unluler-icin-sosyal-medya-cangili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Profesyonel kimlik ve Sosyal Medya / Önde mi olmalı? Geride mi durmalı?</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/03/05/profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya-onde-mi-olmali-geride-mi-durmali.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/03/05/profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya-onde-mi-olmali-geride-mi-durmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 15:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Interaktif pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya-onde-mi-olmali-geride-mi-durmali/2009/03/</guid>
		<description><![CDATA[Blog yazmaya karar verdiğim gün, sınırlarımı belirlerken karar verdiğim şeylerden birisi de profesyonel kimliğimi ön planda tutup tutmayacağım oldu.
Çok uzun süre düşünmeden kararımı verdim. Tecrübelerimden olmasa da, yaptığım işlerden bağımsız bir üslup kullanacaktım&#8230;
Profesyonel kimliğin sosyal medya&#8217;da önde olmasının bazı avantajları olabileceği gibi, sakıncaları da olduğunu düşünüyorum.Kişisel görüşüm, profesyonel kimliğin orta vadede kendi itibarınıza zarar vereceği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:trebuchet ms;">Blog yazmaya karar verdiğim gün, sınırlarımı belirlerken karar verdiğim şeylerden birisi de <strong>profesyonel kimliğimi ön planda tutup tutmayacağım</strong> oldu.</p>
<p>Çok uzun süre düşünmeden kararımı verdim. </span><a href="http://branderen.blogspot.com/2009/02/markalar-ve-insana-yakn-durmak-vaka.html"><span style="font-family:trebuchet ms;">Tecrübelerimden olmasa da</span></a><span style="font-family:trebuchet ms;">, yaptığım işlerden bağımsız bir üslup kullanacaktım&#8230;</p>
<p>Profesyonel kimliğin sosyal medya&#8217;da önde olmasının bazı avantajları olabileceği gibi, sakıncaları da olduğunu düşünüyorum.<br />Kişisel görüşüm, <strong>profesyonel kimliğin orta vadede kendi itibarınıza zarar vereceği yönünde</strong>.</p>
<p>Çok havalı bir şirkette, çok yüksek bir makamda, ya da çok farklı bir işte çalışıyor olsanız dahi, profesyonel kimliğinizi öne çıkarmak, hem çalıştığınız şirket, hem de sizin için bir takım sakıncalı durumlar doğurabilir.</p>
<p><span style="font-size:130%;"><strong>Markalara faydalı mı?</strong><br /></span>Bazı insanlar, bir markanın yüzü (hatta belki spokesperson&#8217;ı) haline gelmenin hayalini kurarlar.<br />Sosyal Medya, yeni gelişip olgunlaşmaya başladığından, bu kanalları aktif kullanan <strong>-iletişimci olsa da olmasa da- bir çok marka çalışanı, bilinçli veya bilinçsizce kendilerini çalıştıkları markaların elçisi ilan edebiliyor.</strong><br />Burada hem kişiye hem markaya zarar veren durumlar ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><strong>Marka adına konuşmak yetkinlikle ilgilidir.</strong><br /><strong>Herkese devredilemeyecek kadar da ciddi bir iştir.</strong><br />Şu anda şirketlerde internet hakkında kocaman bir soru işareti varken, bu misyonu Sosyal Medya&#8217;da üstlenen kimselere kurum içerisinde itiraz edilmemesinin sebebi yine büyük ihtimalle bu platformda <strong>&#8220;neler döndüğü&#8221;</strong> konusunda fikir sahibi olunmamasından ve kontrolü mümkün olmayan bu kanalda <strong>&#8220;en azından orada bizden birisi var&#8221;</strong> yaklaşımından kaynaklandığını düşünüyorum.</p>
<p>Söz konusu kişiler, markanın gücünü;<br />-kendi reputasyonunu artırmak amacıyla veya,<br />-tamamen bilinçsizce arkasına alabilirler.<br />Bu şekilde <strong>çalıştıkları markaların sözcülüğünü üstlenen insanlar, kişiliklerinin elverdiği gibi davranma lüksüne sahip olamaz (olmamalı!).<br /></strong><br />Olursa da, markanın menfaati için;<br />-hem kişiliğinden ödün verecek duruşlar sergilemek durumunda kalacak,<br />-hem de markanın yaşamına/söylemine uygun iletişim tonunda konuşması gerekecektir.</p>
<p><strong>Antipatik (ya da sempatik) bulduğunuz insanları da markalarla bağdaştırmıyor musunuz?</strong></p>
<p>Bu kısım, işin marka tarafından değerlendirmesiydi. Şimdi kişinin kendisine dönelim&#8230;</p>
<p><span style="font-size:130%;"><strong>Herkes şımartılmak ister. </strong><br /></span>Sözcülüğünü üstlendiği markanın arkasında durup bunun kişi tarafından sürekli olarak sömürü unsuru olarak kullanılması elbette bir süre sonra rahatsızlık verici olmaya başlıyor.</p>
<p>Geride durup, 3.şahısların yaptığınız işleri konuşmasını / takdir etmesini izlemenin de bir seçenek olduğunu mutlaka hatırlayın. </span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;"><strong>Bütün iletişim kanallarınızı başkalarına faydası olmayacak bir içerik</strong> (kendi kişisel pazarlama mesajlarınızı) <strong>vermeye çalışarak doldurmak, bir süre sonra ciddiye alınmamak ya da antipatik durumlara düşmek gibi talihsiz sonuçlar doğuracaktır</strong> (canlı örneklerini zaman zaman FriendFeed&#8217;de görüyoruz).</p>
<p><strong><span style="font-size:130%;">Aklımızdan çıkarmamamız gereken şey;<br /></span></strong>Yaptığımız iş sosyal bilimler. Kesin bir doğrusu ya da yanlışı olan bir iş değil. Biraz sezgi, biraz öngörü, biraz bilgi&#8230; Batabiliriz de, çıkabiliriz de.<br /><strong>Ne iş yapıyor olursak olalım, en değerli varlığımızın kendi markamız olduğunu hatırlamamız lazım.</strong></p>
<p>Zaman zaman <strong>kişisel markaların da kurumların çıkarları doğrultusunda kullanılması</strong> söz konusu olabiliyor.<br />Kurumu temsil edebilirsiniz, ancak <strong>kişisel markanızı kurum çıkarları doğrultusunda kullanmak çok akıllıca bir yaklaşım olmayacaktır! </strong><br />Kurum tarafından <strong>tutulmayan bir söz</strong>, <strong>düşük performans gösteren ürün/hizmet</strong>, yöneticinizin vereceği ve <strong>yanlış olduğunu düşündüğünüz bir seçim</strong>, hatta bizzat kurumun yaşadığı bir kriz dolayısıyla <strong>ani itibar kaybı</strong>, aynı şekilde sizi de sarsabilir (bu konularla ilgili yazamayacağım çok güzel örneklerim mevcut, e-tohum&#8217;da ya da başka bir sosyal ortamda beni yakalayanlara anlatabilirim!).</p>
<p><strong>Kuruma kattığınız değerler aydınlık günlerde sizi kral yapabilir.</strong> </span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;">Ancak günün sonunda <strong>-ticari bir işletme için meta haline gelmeden-</strong> size zarar verebilecek durumlar olduğunu anlayıp kurumla <strong>bağlantınızı kopartabilecek esnekliğe</strong> sahip olmazsanız, üzülen yine siz olursunuz. </span>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/03/05/profesyonel-kimlik-ve-sosyal-medya-onde-mi-olmali-geride-mi-durmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Paylaşım Ortamları’nda muhalif insan davranışı</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/02/06/sosyal-paylasim-ortamlari%e2%80%99nda-muhalif-insan-davranisi.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/02/06/sosyal-paylasim-ortamlari%e2%80%99nda-muhalif-insan-davranisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2009 13:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/sosyal-paylasim-ortamlari%e2%80%99nda-muhalif-insan-davranisi/2009/02/</guid>
		<description><![CDATA[Bunlar enteresan insanlardır.
Kimi bir dayanağı dahi olmadan muhalefet yapar, kimi siyasi görüşü üzerinden, kimisi de yalnızca öğreten adam &#8211; uyandıran ağabey olmak istediğinden…
Bu kişiler web’deki gelişmelere paralel olarak önce kendilerini IRC ortamlarında göstermeye başladılar. Malum, o dönemde web’de yalnızca tek taraflı bilgi alabiliyorduk ve sosyalleşmek IRC ortamına ve Mailing List’lere mahsustu. Mailing List’ler nispeten daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bunlar enteresan insanlardır.</p>
<p>Kimi bir dayanağı dahi olmadan muhalefet yapar, kimi siyasi görüşü üzerinden, kimisi de yalnızca öğreten adam &#8211; uyandıran ağabey olmak istediğinden…</p>
<p>Bu kişiler web’deki gelişmelere paralel olarak önce kendilerini <strong>IRC </strong>ortamlarında göstermeye başladılar. Malum, o dönemde web’de yalnızca tek taraflı bilgi alabiliyorduk ve sosyalleşmek IRC ortamına ve Mailing List’lere mahsustu. Mailing List’ler nispeten daha steril ortamlar olduklarından, bu insanların yükünü IRC çekiyordu…<br />Bu kişiler, <strong>IM dönemi gelip anlık sohbetler daha fazla kişiselleşince kısa bir süre duygusal buhranlar yaşadı.</strong> Ancak o zaman da <strong>Forum’lar</strong> icat oldu ve kendilerini bir anda bu ortamlarda, daha büyük öfkeyle tatmin etmeye başladılar. Yazdıkları IRC’de olduğu gibi uçucu olmuyor, aksine, kalıcı olduğundan dolayı kendilerini, IRC’nin ardından yaşadıkları <strong>duygusal buhran</strong>dan hızlıca kurtuldular.</p>
<p>Kimisi gecesini gündüzüne katarak yaptığı binlerce post ile bazı forumlarda yerlerine oturdular. Bugün, <strong>adeta küçük, dijital bir feodal sistem</strong> kurmuş gibi, etrafında müritleri olan topluluk insanları haline gelenleri bile görebiliyoruz, bu insanlar çok büyük saçmalıklar yapmadıkları sürece otoriteleri sarsılmayacaktır…</p>
<p><strong>Buralarda yer edinemeyen, daha az zararlı olanları ise</strong> ya kendilerine yeni topluluk oluşturmaya çalışıyor, ya da<strong> şu sıralar yaptıkları gibi, microblogging sitelerine kapağı atıyorlar.</strong></p>
<p>İşte şimdi tanımlayacağımız, tam da <strong>bu kendi hakimiyetini kuramamış, daha az zararlı gözüken, ancak “sinek küçüktür, mide bulandırır” misali iç kaldıran insanların davranış modeli</strong> olacak.</p>
<p>Özellikle <strong>FriendFeed ve Twitter gibi microblogging ortamlarında</strong> rastlayacağımız bu kişiler önce <strong>muhalefet olabilecekleri potansiyelde ya da birisinin sevincine vesile olan bir konu başlığı bulup onu kirletecekleri</strong> bir alt başlık düşünürler.</p>
<p>Politik bir aksiyon yorumu yapan başlıkların altına <strong>“Bu kadar kolay kanmayın, soluduğunuz her nefes İsrail’e para olarak gidiyor”</strong> diyerek bizi aydınlatırlar.<br />Yeni bir elektronik cihaz ya da vasıta alan kişinin heyecanlı başlığının altına gidip<strong> “3 kuruşluk şey mi seni mutlu etti? Bunlar birer araç, amaç değil!”</strong> diyerek kendi sahip olamadıklarına ve bize öfke kusarlar.<br />Hayvan sevgisini gösteren kişilerin başlıklarının altına<strong> “Bugüne kadar kaç aç doyurdun? Git te sokağındaki aç insanları doyur önce”</strong> diyerek bizi derin uykularımızdan, pembe bulutlu hülyalarımızdan uyandırırlar.</p>
<p>Zaman zaman <strong>aklı başında ancak diline hakim olamayan kimseler, bu insanları başlıklarını kirletmemeleri ya da akıllarını başlarına toplamaları adına uyarır.</strong> Dikkate alıp susmazlar, hatta <strong>“Başlığınızı daha fazla ‘kirletmek’ hakkım değil. Madem FriendFeed’i iyi kullanan insanlarız “feed”inizi ‘özel’ yaptığınızda inanın yazdığınız şeyleri görmek ‘lüksünden’ uzaklaşacağım”</strong> gibi <strong>dahiyane</strong> önermelerde bulunurlar.</p>
<p>Bu küstahlıktaki insanların <strong>unuttukları şey</strong>, web’deki en ilkel paylaşım platformlarından biri olan forumlarda dahi kayıt esnasında gereksiz <strong>gerginlik yaratacak ortama sebebiyet verilmeyeceğine dair bir taahhüt verdikleri</strong>dir. Bunu sık sık unutmak ve alakasız yerlerde alakasız toplumsal mesaj verme kaygısı yaşamak ne gariptir halbuki. Kayıt kurallarında herşey açık olmasına rağmen, <strong>belki bunu hiç okumadıklarından bilmeden, belki de kendilerine dahi saygıları olmadığından bilerek bu kuralları çiğnerler.<br /></strong><br />Farkına varılabilen bir diğer husus ta, <strong>aynı davranış modelini sergileyen kişilerin bu bilgileri sanki ilk kez açıklıyormuşçasına bir havaya, bir “uyandıran adam” modeline bürünmeleri </strong>oluyor. Olgun ruhlara yakışan yaklaşım <strong>“Hocam sağolasın, bundan böyle daha farklı perspektiften bakacağım, dünya görüşümü değiştirdin”</strong> cevabı vererek bu kişilerin kişisel tatminini sağlamaktır.</p>
<p>Hepsinin bir ortak noktası vardır; aslında yaşamayı, hayatı sevmezler.</p>
<p><strong>Kendini, düzenin çarkları’ndan bahsederek kitleleri uyandırma misyonunda gören bazı kişilerin, Türkiye’de iPhone yokken Amerikalardan gelecek kankilerine ürünü getirtmek için, yurttaki kuzenlerine de sim kilidini kırdırtmak için 40 takla attığını gördüm. Bunları başardıktan sonra yeni iPhone’larından ballandıra ballandıra bloglarına girip kapitalizm’i dövdüler…<br /></strong><br />Herkese negatif muhalefetsiz günler dilerim…
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2009/02/06/sosyal-paylasim-ortamlari%e2%80%99nda-muhalif-insan-davranisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ajanslar ve &#8220;Müşteriler&#8221; / Güç savaşları</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/12/04/ajanslar-ve-musteriler-guc-savaslari.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/12/04/ajanslar-ve-musteriler-guc-savaslari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2008 15:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama İletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ajanslar ve "müşteriler"]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/ajanslar-ve-musteriler-guc-savaslari/2008/12/</guid>
		<description><![CDATA[Konuyu daha fazla dallandırmadan kapatalım&#8230;
Gerek şirket içinde gerekse de ajans ve şirket arasında güç savaşları yaşanabilir.


Şirketin çalıştığı birden fazla ajans olması durumunda içerideki ekip mensupları, iş yoğunluğu ve kişisel ilişkiler sebebiyle bazı ajansları kayırırken bazılarını zorlayabilir.
Şirket çalışanları, ajans toplantılarında sunulan bir fikir üzerinde aynı düzlemde yer alan düşüncelere sahip olmayabilirler ve bir anda bunun üzerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:trebuchet ms;">Konuyu daha fazla dallandırmadan kapatalım&#8230;</p>
<p>Gerek şirket içinde gerekse de ajans ve şirket arasında <strong>güç savaşları</strong> yaşanabilir.</p>
<p></span>
<ul>
<li><span style="font-family:trebuchet ms;">Şirketin çalıştığı birden fazla ajans olması durumunda içerideki ekip mensupları, iş yoğunluğu ve kişisel ilişkiler sebebiyle <strong>bazı ajansları kayırırken bazılarını zorlayabilir.</strong></span></li>
<li><span style="font-family:trebuchet ms;">Şirket çalışanları, ajans toplantılarında sunulan bir fikir üzerinde <strong>aynı düzlemde yer alan düşünceler</strong>e sahip olmayabilirler ve bir anda bunun üzerine ateşli tartışmalar yaşanabilir.</span></li>
<li><span style="font-family:trebuchet ms;">Ajanslar fikir sunduğunda şirket çalışanları beğenmezse, <strong>&#8220;&#8230;ama&#8230;&#8221;</strong> ile başlayan ve devam eden cümleler duyulabilir. Beğenilmeyen fikri halen satmaya çalışabilirler.</span></li>
<li><span style="font-family:trebuchet ms;">Ajansların <strong>&#8220;hizmet veren&#8221; olduklarını unutup</strong>, şirketleri ve hatta şirket çalışanlarını eleştirdiklerini ve durumu kişisel hale getirdiklerine şahit olunabilir.</span></li>
<li><span style="font-family:trebuchet ms;">Birden fazla ajansla çalışılıyorsa bu ajanslar arasındaki <strong>otorite mücadelesi</strong> söz konusu olabilir.</span></li>
</ul>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/STf0tmrzVDI/AAAAAAAABNg/nhwnYSuiUFY/s1600-h/arm-wrestling-shocker-1-large.jpg"><span style="font-family:trebuchet ms;"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275954552803382322" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 142px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/STf0tmrzVDI/AAAAAAAABNg/nhwnYSuiUFY/s400/arm-wrestling-shocker-1-large.jpg" border="0" /></span></a><span style="font-family:trebuchet ms;">Şunu kavramak lazım; ister kurumsal bir şirkette, ister ajans tarafında çalışın, yaptığınız iş birdir ve aynı amaca hizmet eder; <strong>markanın menfaati.</strong></p>
<p>Pazarlama iletişimcileri olayları bu kadar kişisel almazlarsa yukarıda saydığım çözümleri kendiliğinden bulacaklar&#8230;</p>
<p>Şirket çalışanları ajanstan bahsederken <strong>&#8220;ajans&#8221;</strong> diye değil, ismiyle birlikte telaffuz ettiğinde belki bir nebze anlaşılabilir, ancak ajansın markasını <strong>&#8220;müşteri&#8221;</strong> olarak betimlemesi bana tüccar aklı gibi geliyor.</p>
<p>Ortada esnaflıktaki gibi <strong>basit bir alışverişten ziyade, bir ortaklık, uzun soluklu bir iş</strong> söz konusu. Partner olabilir, ortak olabilir, X olabilir, ama <strong>&#8220;müşteri&#8221;</strong> diyerek kişiliksizleştirmek?<br />Olmamalı.</p>
<p>Yazılarda geçen <strong>&#8220;müşteri&#8221;</strong> kavramını tırnak içine alıp gözünüze sokmamın sebebi tam da <strong>bu kelimenin getirdiği alt anlama dikkat çekmekti.</strong></p>
<p><strong>Doğru bulmadığım bu yaklaşımı ironik bir biçimde ele almaya çalıştım. Kendimi doğru ifade edebildiysem ne mutlu&#8230;</strong></span><br /><strong><span style="font-family:trebuchet ms;"></span></strong><br /><strong><span style="font-family:trebuchet ms;">Böylece Ajanslar ve &#8220;Müşteriler&#8221; yazılarını noktalıyorum.</span></strong><br /><span style="font-family:trebuchet ms;">Pazarlama iletişimi sektöründeki bu sıkıntılara değinen bir içeriğe bugüne kadar hiç bir yerde rastlamadığımdan böyle bir dizi hazırladım. <strong>Yalnızca ajans tarafından bakan değil, şirket perspektifinden de bir görüş yansıtmaya, şirket içi dinamikleri yalnızca kreatif işlerin kalitesine odaklanan herkese bir kez daha hatırlatmaya ve yaratıcılığın değil, işlevselliğin daha önemli olduğunu, yaratıcılık ile işlevsellik birleşince kaliteli işlerin ortaya çıkabileceğini</strong> vurgulamaya çalıştım.</span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;"></span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;">Umuyorum yazı dizim vaadini yerine getirebilmiş ve keyifle okunmuştur.</span>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/12/04/ajanslar-ve-musteriler-guc-savaslari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Müşteriler&#8221; / Tüketiciyi tanımama</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/11/28/musteriler-tuketiciyi-tanimama.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/11/28/musteriler-tuketiciyi-tanimama.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 12:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama İletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ajanslar ve "müşteriler"]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/musteriler-tuketiciyi-tanimama/2008/11/</guid>
		<description><![CDATA[Kurumsal şirketlerdeki egosu yüksek insanlardan bahsettik. Egolara yenik düşülmesi yalnızca şirket içerisinde çatışmalara ve heba edilen iletişim yatırımlarına değil, en çok konuştuğunuz insanların, tüketicilerin seslerini duymamaya, şirketin kafasını kuma gömerek duvarların dışındaki dünyayı hiçe saymaya, zamanla ve netice olarak ta finansal bir sarsılmaya kadar gider.
Şirketlerde bir ekip değişimi yaşanınca, eski ekibin yerine gelen yeni ekip, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:trebuchet ms;">Kurumsal şirketlerdeki <a href="http://branderen.blogspot.com/2008/11/mteriler-kendini-tanmama.html">egosu yüksek insanlardan</a> bahsettik. Egolara yenik düşülmesi yalnızca şirket içerisinde çatışmalara ve heba edilen iletişim yatırımlarına değil, en çok konuştuğunuz insanların, tüketicilerin seslerini duymamaya, şirketin kafasını kuma gömerek duvarların dışındaki dünyayı hiçe saymaya, zamanla ve netice olarak ta finansal bir sarsılmaya kadar gider.</p>
<p>Şirketlerde bir ekip değişimi yaşanınca, eski ekibin yerine gelen yeni ekip, ilk günlerini bir <strong>öncekilerin yaptığı işleri çöpe atmak</strong> ya da en iyi ihtimalle nezaketen onları şöyle bir incelemekle geçirir.<br />Ne ajans tarafında çalışırken, ne de şirket tarafındayken yeni gelen ekibin, ajansla ya da şirket içerisindeki farklı departmanlarla, eskiden yapılan faaliyetler ve çıktıları konusunda bir toplantı yaptıklarını görmedim. Çünkü <strong>ego, yeni düzen kurmayı emreder.<br /></strong><br />Çiçeği burnunda bir ürün yöneticisinin yaptığı sunumda, mevcut ürün portföyüne <strong>bir çok yeni ürün eklemek</strong> istediği, bunların gerek iletişim, gerek üretim maliyetinin hesaplamalarının yapıldığını, fizibilitesini yaptığını ve pazarda böyle bir ürüne acil şekilde ihtiyaç duyulduğu konusunda fikirlerini uzun süre dinledik. Sunumunu bitirmesi beklenmeden kendisine, <strong>daha önce yapılan</strong> iletişim faaliyetlerini ve ürün performanslarını izleyip izlemediği soruldu.<br />Çünkü <strong>çıkarmayı düşündüğü ürünler daha önceden yapılmıştı</strong>, ancak performansları düşük bulunduğundan üretimlerine son verilerek <strong>delist</strong> edilmişlerdi.</p>
<p>Bu ürünlerin delist edildiklerini duyduğunda yaşadığı hayal kırıklığını <strong>“böyle bir ürün nasıl satılmamış, anlayamadım…”</strong> cümlesiyle ifade ettiğini hatırlıyorum.<br /></span><span style="font-family:trebuchet ms;">Daha da garibini geçtiğimiz günlerde bir CEO’dan duydum. </span><span style="font-family:trebuchet ms;">Satışların nedenini anlayamadığı bir şekilde düşük olmasından ötürü, çok umutlu oldukları bir ürünü piyasadan çekmek durumunda kalmalarını şaşkınlıkla anlatıyordu. Anlattığı ürün premium bir üründü ve referans olarak yakın çevresini gösteriyordu; <strong>“Çevremdeki herkes çok beğenmişti halbuki…”</strong>.</p>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/SS_qD3qYFsI/AAAAAAAAA3Q/TJ9gBQH8Wtw/s1600-h/195647697_6dc367a21d_o.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273691040876336834" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 136px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/SS_qD3qYFsI/AAAAAAAAA3Q/TJ9gBQH8Wtw/s400/195647697_6dc367a21d_o.jpg" border="0" /></a>Geçmişte ajans adına gözlemci olarak katıldığım focus group’larda <strong>ürün yöneticilerinin, ürünlerini gerçek zamanlı olarak deneyen ve beğenmeyen tüketiciler için bir sürü hakaret ettiklerine şahit oldum</strong>. Kantitatif <strong>araştırma sonuçlarına lanet eden</strong> ürün yöneticilerine de rastladım…</p>
<p><strong>Tüketiciden gelen veriyi küfürler eşliğinde işlemek</strong> elbette ego’dan daha hastalıklı bir durum. <strong>Bundan bir ders almak ve yanlış kararlara imza atmamak, yani tüketiciye kulak vermek yüksek ego’lara zor gelir</strong>, zira müthiş fikirlerini çöpe atmak ya da ciddi biçimde modifiye etmeleri gerekecektir.</p>
<p>Şirket içinde çalışan insanların çok az bir bölümü ego’larından sıyrılabiliyor. Yalnızca <strong>gelişime eğilimli, tepeden bakmayan, açık fikirli olanları&#8230;<br /></strong>Siz hangi tarafa aitsiniz?</span></p>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/11/28/musteriler-tuketiciyi-tanimama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ajanslar ve &#8220;Müşteriler&#8221;</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/11/07/ajanslar-ve-musteriler.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/11/07/ajanslar-ve-musteriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 08:10:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pazarlama İletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ajanslar ve "müşteriler"]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/ajanslar-ve-musteriler/2008/11/</guid>
		<description><![CDATA[Hiç yapmadığım, ancak uzun zamandır yapmak istediğim bir şeye başlıyorum.
Hem ajans havasını, hem de kurumsal şirket (müşteri de diyebilirsiniz, öyle alıştırıldınız nasılsa!) havasını solumuş bir profesyonel olarak bu iki tarafı da kendi gözümden bir değerlendirmeye almak istiyorum.Buna, Türk usulü iş yapış şeklimizden tutun da, mevcut piyasa koşullarındaki ilişkilerin nasıl işlediğine dair bilgiler de dahil olacak.İşine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:trebuchet ms;">Hiç yapmadığım, ancak uzun zamandır yapmak istediğim bir şeye başlıyorum.</p>
<p>Hem ajans havasını, hem de kurumsal şirket (müşteri de diyebilirsiniz, öyle alıştırıldınız nasılsa!) havasını solumuş bir profesyonel olarak bu iki tarafı da kendi gözümden bir değerlendirmeye almak istiyorum.<br />Buna, <strong>Türk usulü iş yapış şeklimizden tutun da, mevcut piyasa koşullarındaki ilişkilerin nasıl işlediğine dair bilgiler</strong> de dahil olacak.<br />İşine gelen, gelmeyen, destekleyen, karşı çıkan <strong>herkesin yorumuna elbette ki açığım</strong>.</p>
<p>Bildiğiniz ve takip ettiğiniz gibi, pazarlama iletişimi üzerine yazıların bulunduğu blogların ve diğer kaynakların büyük çoğunluğu size aktardıklarını <strong>ajans çalışanı gözüyle</strong> aktarıyor.<br />Genellikle işler ele alınırken;<br />-Sanat yönetmenliği,<br />-Kurgu,<br />-Fikrin orijinalliği,<br />-Mecra ve uygulama kalitesi<br />gibi kreatif değerlendirmeler yapılır.</p>
<p>Ancak kimse çıkıp ta <strong>“Markaya sağlayacağı değer ne olacak?”</strong> diye sormaya cüret etmez. <strong>Bu soruyu sorarsanız kara kedi olmanız olasıdır.</strong> Nedenine başka bir yazıda değineceğim&#8230; </span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;"></span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;">Kimseler gücenmesin, ama senelerdir Kristal Elma gibi, Felis gibi anlamsız, ajans ortamlarının kendilerinin çalıp yine kendilerinin söylediği ödül törenlerine şahit oluyoruz.<br />Ben bugün, <strong>aynı ortam</strong>ın farklı bir platformda yaşandığını söyleyebilirim; <strong>blogosfer’de.</strong><br />Herkes birşeyleri eleştiriyor, birşeyleri beğeniyor, birşeylere kendince ödül veriyor, ancak kimse <strong>yaratıcı perspektiften uzaklaşarak iletişimin hizmet edilen şirkete getireceği fayda</strong> hesabını yapmaya cesaret edemiyor.<br />Bunun sebepleri arasında <strong>işine gelmemek, tecrübesizlik ya da polemik yaratmaktan kaçınmak</strong> gibi çeşitli kriterler var, ancak hangisi olduğuna dair henüz kesin bir yargıya anlayabilmiş değilim.</p>
<p><strong>Sözün özü, iki taraflı bir özeleştiri yapacağım.</strong><br /><strong>Bir tarafta, ajans insanlarının ve ajans gözüyle bakan kaynaklar</strong>ın yaratıcılık ve orijinallik kriterleri üzerinden ilerleyerek, kurumsal şirket çalışanlarını (müşterileri!) doğrudan olmasa da dolaylı olarak <strong>sanatsal bakış yoksunu, teknoloji cahili</strong> gibi sıfatlarla lanse ederlerken ne gibi yanlışlara düştüklerinden ve onların düşünmedikleri perspektifleri ele alarak, hiç hesaba katmadıkları bir takım kriterlerden bahsedeceğim.<br /><strong>Diğer tarafta</strong> ise <strong>yaratıcı sürecin ne kadar sıkıntılı aşamaları olduğunu kavrayamamış</strong>, (kendisi en iyi olmak üzere) herkesin <strong>tasarım işinden anladığını sanan</strong>, satış desteğine yönelik taktikler/kampanyalar düşünürken kendi şirketinin <strong>kabiliyetlerini ve yeterini göz önünde bulundurmadan planlama yapan</strong>, ürününe/hizmetine körü körüne aşık olup <strong>tüketicilerin seslerini duyamama sendromu</strong>na kapılan <strong>şirket çalışanları</strong>nın davranış modellerini aktaracağım.<br />Son olarak ta, <strong>iki tarafın karşılıklı veya farklı üçüncü partilerle yaşadığı sorunlar</strong>ı ele alacağım.</p>
<p>Bu diziye henüz bir isim bulamadım, ancak <strong>Ajanslar ve “Müşteriler”</strong> ismini şu an çok anlamlı buluyorum. Belki tamamlandıkça ismi değişir.<br />Haftaya başlıyorum&#8230;</span>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/11/07/ajanslar-ve-musteriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sunum anlayışımız üzerine&#8230;</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/09/12/sunum-anlayisimiz-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/09/12/sunum-anlayisimiz-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 14:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[PR]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama İletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/sunum-anlayisimiz-uzerine/2008/09/</guid>
		<description><![CDATA[Haftanın sonuna doğru gördüğüm bu video beni hem güldürdü, hem de bir çok açıdan düşündürdü.Sunumlarınızı önünüze açtığınız kağıtlardan mı okuyorsunuz? Yoksa anlatmanız gereken herşeyi Powerpoint dokümanına yazarak dinleyicilerinize mi okutuyorsunuz?Her iki durum da konuya hakim olmadığınızı göstereceği gibi, olası bir terslik (elektrik kesintisi, rüzgar vb.) sizi Kadir Topbaş&#8217;ın düştüğü duruma düşürebilir ve böyle amatörce bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:trebuchet ms;">Haftanın sonuna doğru gördüğüm bu video beni hem güldürdü, hem de bir çok açıdan düşündürdü.</span><br /><span style="font-family:Trebuchet MS;"></span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;"><strong>Sunumlarınızı önünüze açtığınız kağıtlardan mı okuyorsunuz?</strong> </span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;">Yoksa anlatmanız gereken herşeyi Powerpoint dokümanına yazarak dinleyicilerinize mi <strong>okutuyorsunuz?</strong></span><br /><strong><span style="font-family:Trebuchet MS;"></span></strong><br /><span style="font-family:trebuchet ms;">Her iki durum da konuya hakim olmadığınızı göstereceği gibi, olası bir terslik (elektrik kesintisi, rüzgar vb.) sizi Kadir Topbaş&#8217;ın düştüğü duruma düşürebilir ve böyle amatörce bir davranış sergileyebilirsiniz&#8230;</span></p>
<p><object height="325" width="340"><param name="movie" value="http://video.milliyet.com.tr/m.swf?id=20743&amp;tarih=2008/09/12"><param name="wmode" value="transparent"><embed src="http://video.milliyet.com.tr/m.swf?id=20743&#038;tarih=2008/09/12" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="340" height="325"></embed></object></p>
<p><span style="font-family:trebuchet ms;">Bu video haftasonu eğlencesi olsun.</span><br /><span style="font-family:trebuchet ms;">Çıkaracağımız hisse de sunumlarda <strong>konulara hakim, metinlere bağlı kalmamak</strong> olsun.</span>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/09/12/sunum-anlayisimiz-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Odaklanın; Kaybettiğiniz zamana&#8230;</title>
		<link>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/08/25/odaklanin-kaybettiginiz-zamana.html</link>
		<comments>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/08/25/odaklanin-kaybettiginiz-zamana.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 11:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Eren Kumcuoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Farklılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama İletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[eren]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerarası iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erenkumcuoglu.com/odaklanin-kaybettiginiz-zamana/2008/08/</guid>
		<description><![CDATA[Bazen Iraz&#8216;ın da dediği gibi, küçük insanları bırakıp yola devam etmek gerek&#8230;


Çoğu zaman da Uğur Abi&#8216;nin dediği gibi, kazanan olmayı belirleyen şey, koltuk veya ünvan değildir.


İş yaşamında telefondaki kaba insana, müdür konumundaki zorbalara karşı kendi doğrularınız için savaştığınızı düşünüyor olabilirsiniz&#8230;
İkili ilişkilerinizde karşınızdaki insana onlarca dakika boyunca laf anlatmaya çalışabilirsiniz&#8230;
Trafikte asabınızı bozan kimseyle camın ardından avaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:trebuchet ms;">Bazen </span><a href="http://irazca.blogspot.com/"><span style="font-family:trebuchet ms;">Iraz</span></a><span style="font-family:trebuchet ms;">&#8216;ın da dediği gibi, </span><a href="http://irazca.blogspot.com/2008/08/kk-insanlar-brakp-yola-devam-etmek.html"><span style="font-family:trebuchet ms;">küçük insanları bırakıp yola devam etmek gerek&#8230;</span></a>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;"></span></div>
<p>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;">Çoğu zaman da </span><a href="http://ugurozmen.com/blog/"><span style="font-family:trebuchet ms;">Uğur Abi</span></a><span style="font-family:trebuchet ms;">&#8216;nin dediği gibi, <a href="http://ugurozmen.com/blog/?p=121">kazanan olmayı belirleyen şey, </a></span><span style="font-family:trebuchet ms;"><a href="http://ugurozmen.com/blog/?p=121">koltuk veya ünvan değildir.</a></span></div>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;"></span></div>
<p>
<div><a href="http://2.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/SLKvJU-o3yI/AAAAAAAAAzk/Hi3eJiBYLvU/s1600-h/couple_shouting.jpg"><span style="font-family:trebuchet ms;"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238441891370426146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 192px; CURSOR: hand; HEIGHT: 129px" height="71" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-aGtnfd55yY/SLKvJU-o3yI/AAAAAAAAAzk/Hi3eJiBYLvU/s400/couple_shouting.jpg" width="130" border="0" /></span></a><span style="font-family:trebuchet ms;">İş yaşamında telefondaki kaba insana, müdür konumundaki zorbalara karşı <strong>kendi doğrularınız için savaştığınızı düşünüyor olabilirsiniz&#8230;</strong></span></div>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;">İkili ilişkilerinizde karşınızdaki insana <strong>onlarca dakika boyunca laf anlatmaya çalışabilirsiniz&#8230;</strong></span></div>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;">Trafikte asabınızı bozan kimseyle camın ardından <strong>avaz avaz birbirinize bağırarak kendinizi haklı çıkarma mücadelesine girebilirsiniz&#8230;</strong></span></div>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;"></span></div>
<p>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;">Kim kazanır? Ne kazanılır?</span></div>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;">Hiç düşündünüz mü?</span></div>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;"></span></div>
<p>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;">Bu tip tartışmaları sürdürürken <strong>kendinize, elinizde yapacak işlerin, görüşeceğiniz arkadaşların, gezip göreceğiniz yerlerin, ya da keyifli bir günün olduğunu hatırlatın&#8230;</strong></span></div>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;"></span></div>
<p>
<div><span style="font-family:trebuchet ms;">Mücadele etmeyin.</span></div>
<div class="blogger-post-footer"><script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script><br />
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2160686-1";
urchinTracker();
</script></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erenkumcuoglu.com/2008/08/25/odaklanin-kaybettiginiz-zamana.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
