Doğuştan Kör
Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir kısa hikaye, duygusal iletişimin gücünü bir daha anımsattı. Anlatayım…
Brooklyn Köprüsü’nde bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “doğuştan kör” yazılıymış.
Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bunu görmüş. Tabelayı almış, arkasına birşeyler yazmış ve olduğu yere tekrar bırakmış.
Ne olduysa olmuş… Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes başlamış dilencinin önündeki şapkaya sürekli para atmaya…
Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasını kısa süre içerisinde ağzına kadar doldurup taşırmaya;
“Güzel bir bahar günü… Ama ben ne yazık ki baharı göremiyorum…”
İnsanların bam teline dokunacak, onları kalbinden vuracak doneleri keşfetmek zordur.
Bir iletişimci, bu keşfi bir kere yaptığında ise ünvanı “sihirbaz” oluverir.
Oysa olay çoğu zaman kelimelerdeki sihirde değil, öğrenilmiş çaresizliğimizin esaretinden kurtulup, bir çocuğun gülmesi, temiz havayı solumak, dalgaların sesini dinlemek gibi hayatın basit güzelliğine kucak açmaktadır.


Son satırların beni benden aldı Eren…
Kafamı biraz toparlayacak vaktim olsa serbest yazmak istiyorum ama olmuyor bir türlü. Beğenildiğini gördükçe cesaretim de artıyor. Teşekkürler Ömer.
Ben de çok begendim. tesekkurler.
Sabah işe gelirken sokakta elindeki boş sigara kutusuna toprak dolduran kücük bir kız cocugu ile bakisip, gulusmemizin verdigi mutlulugun tarifine yazının son satirlarinda tekrar karsilasmak pek hos oldu
Bu hikaye aynı zamanda Cannes’da 2008 yılında online yapılan kısa film yarışmasının galibi olan filmin hikayesi…
Filmi izlemek için: http://en.zappinternet.com/video/nilSqaMboM/HISTORIA-DE-UN-LETRERO-THE-STORY-OF-A-SIGN